(1881 – 1955)
Makedonya ve Krallık Yugoslavya’nın da Türk eğitiminin en büyük temsilcilerinden biri olan Abdülhakim Hikmet, 1881 yılında Gostivar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğum yeri Gostivar’da tamamladı. Soylu ve dinî eğitimi iyi olan bir ailenin çocuğudur. Babası Gostivar müftüsü İdris Doğan, annesi ise Vrapçişte köyünden Molla Sadık’ın kızı Hayriye Hanım’dır. Abdülhakim, biri kız, beşi erkek olan, altı kardeşin en büyüğüdür.
Abdülhakim’de okula ve kitaba karşı ilk ilgi, öğrenimin ve okumanın değerini bilen baba ocağında uyanmıştır. Gostivar’ın Çarşı Camiî imamı olan babası, o zamanın öğretim sistemi ve imkânlarına göre, camiye bağlı olan Sıbyan okulunda okuttuğu çocukların yanında, küçük Abdülhakim’i de yetiştirmiştir. Abdülhakim, sıbyan okulunu tamamladıktan sonra, yine Gostivar’da Rüşdiye’ye devam etmiştir. 1896 yılında bu okuldan mezun olup o devrin birçok öğrencileri gibi, tahsiline devam etmek için İstanbul’a gitmiştir.
Evinden ve memleketinden uzaklaşmaya henüz alışık olmadığı bir çağda, baba ocağından ayrılmak zorunda kalan Hikmet’in İstanbul’daki öğrencilik yılları büyük bir memleket özlemi içinde geçmiştir. Yıllar sonra bastırdığı “Dördüncü Kısım Türkçe Dersleri” adlı okuma kitabında yer alan “İlk Gurbet Yılları” adlı okuma parçasında, doğum yerine karşı duyduğu özlem ve hasreti; “Henüz on altı yaşındaydım. Tahsil için Stanbol’a gittim. Stanbol, cihanda misli bulunmayan sevimli bir şehirdir. Fakat kime?.. Bana mı?.. Ben gece gündüz hep memleketin güzelliğini düşünür ve onun için daima hasret çekerdim.” gibi cümlelerle ifade edecektir.
İstanbul’da hangi okula devam ettiği konusunda kesin bir bilgimiz yoktur. Fakat, eğitimdeki üstün başarısı ve bu alanda yazdığı çok sayıda okul kitapları ve kullandığı yeni analitik-sentetik ve görsel-işitsel metodlar İstanbul Darülmuallimîn’ine devam etmiş olması ihtimalini ortaya koymaktadır.
Öğretmen okulundan mezun olduktan sonra, birkaç yıl Bilecik vilâyetine bağlı olan Söğüt’te öğretmenlik yapmıştır. Daha sonra öğretmenliğe ara verip İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne yazılır. Ancak, ailesi maddî sıkıntılar içindedir. Çalışkan ve başarılı bir öğrencidir. İyi bir öğrenci olmasına rağmen, gençliğin verdiği heyecandan korkan babası, onu Gostivar’a çağırır. Memleketine dönerken, İstanbul’da Millî Eğitim Bakanlığı’ndan aldığı bir belge ile Gostivar’a öğretmen olarak tayin edilmiştir. Hikmet, Devlet tarafından Gostivar’a tayin edilen ilk Türk öğretmeni ve genel olarak ilk öğretmen olmuştur.
Öğretmenliğin ilk yıllarından hayatının sonuna kadar, bu görevde zevkle ve emsalsiz bir eğitimci olarak çalışmıştır. Makedonya Türk okullarında hiçbir pedagojik ölçünün uygulanmadığı bir dönemde, o her dersini zamanının en yeni pedagoji ilkelerine göre hazırlamış ve mesleğinin örnek bir temsilcisi olmuştur.
Eserleri
Türkçe Eserleri (Dünyevî okul kitapları):
- Sabah Yıldızı Yahut Musavver Osmanlı Elifbası
- Yeni Elifba (Nesih Harfleriyle Ta’b Edilmiş Yeni İmlâ Elifbası)
- Müslümanlık – Birinci Kısım
- Pedagoji Kavâidine Mutâbık Yeni Sistem Elifba
- Birinci Kısım Türkçe Dersleri
- İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısım Türkçe Dersleri
- Birinci Kısım Tarih Dersleri
Dinî Kitapları:
- Pedagoji Kavâidine Mutabık Yeni Sistem İlm-i Hâl, 1. Kısım
- Kur’ân-ı Kerim Derslerine Başlangıç
- Birinci, İkinci ve Üçüncü Kısım Din Dersleri
Araştırmaları ve Arnavutça Eserleri:
- Türkçe İçin Arap Harfleri mi İyi?.. Lâtin Harfleri mi?..
- Arnavutça Elifba (Arap harfleri)
- Abetare (Arnavut Alfabesi)
Eğitimle İlgili Faaliyetleri
Abdülhakim Hikmet çok başarılı bir öğretmen olduğu kadar da velût bir yazardır. Eğitim alanında, öğretmenlikle yazı faaliyetlerini paralel olarak yan yana sürdürmüştür. Bir yandan derslerine devam ederken, öte yandan bu konuda gereken kitapları hazırlamaya gayret etmiştir. Ancak, bazı kitaplarının önsözlerinde, eserlerini yayınlama konusunda büyük güçlüklerle karşılaştığını kaydetmektedir.
O devrin ağır şartları altında çalışmasına rağmen, “Birinci Kısım Türkçe Dersleri” adlı kitabının ön sözündeki ifadesine göre, bu kitabını bastırabilmek için başvurmadığı kuruluş ve çalmadığı kapı bırakmamıştır. Gereken anlayışı bulamayınca, içinde bulunduğu maddî sıkıntılara rağmen bu kitabı bastırabilmek için 20.000 dinar harcamak zorunda kalmıştır. Gostivar milletvekili olduktan sonra eserlerini Eğitim Bakanlığı’na teslim etmiş, telif hakkından tamamen vazgeçerek basılmalarını sağlamıştır. Halkı uğruna yapmış olduğu bu jest, her şeyden önce onun büyük bir Türk milletseveri olduğunu göstermektedir.